29 Mart 2020 Pazar
Bahadır Eflah kimdir?
Bahadır Eflah, bir yaz gecesi oturduğu salonunda tüm hayatını sorgulamaktan alamıyordu kendini. Zihninin sesini bir türlü susturamıyor. Sanki o konuştukça, içindeki o ses konuşmak için nefes aldıkça Bahadır boğuluyordu. Soyadının aksine talihe kavuşabilecek bir hayatı olmadığına inanıyordu. Bir kere talihli olsa, zihni bu kadar çalışmazdı diye düşünüyordu. Ona eziyet etmeyi bırakırdı. Lakin bırakmıyordu işte. Bu öyle bir acıydı ki onun için, nefesinin gerçekten kesildiğini kimseye anlatamıyor, salonunun tam ortasında nefes nefese kalışını kimseye açıklayamayacağını düşünüyordu. Bu yüzdendi belki de bu yalnız yaşamı. Bahadır Eflah, okuyan, yazan, öğrenen ama bir türlü ayak uyduramayan bir insandı. Dünyanın dönen çarkında sanki ceketinin kolu çarkların birine takılı kalmıştı da, orada öylece asılı duruyor, elinden de hiçbir şey gelmiyordu. Sabahı etmek üzereydi, işe gitmesi gerekiyordu. İşinin ne olduğunu da yıllarca hiç anlayamamıştı. Bir düğün salonunun güvenlik görevlisiydi ama kimseye güven verdiğini falan düşünmüyordu. Oraya gider, saatlerce oturur, gelen gideni izler, biraz kitap okur ve derin düşüncelere dalardı. İnsanların mutlu yüzlerini gördükçe, “Durun!” demek istiyordu onlara. Durun, bu hiç de sandığınız gibi bir mutluluk değil. Mutluluk diye bir şey yok dostlarım, ne olursunuz kendinizi kandırmayın. Her şeye rağmen iyi para verdiklerine inanıyordu, en azından aç kalmıyordu Bahadır. Karnı tok, zihni aç bir adamdı ne de olsa. Sahi işyeri ile konuşsa, maaşının yarısını da ruhunu doyurmak için ayırabilirler miydi? Yok yok, diye düşündü. Akıllı sanarlar bu deliler beni, ya da kendi ağızlarıyla konuşmak gerekirse deli sanarlar bu akıllılar beni. En iyisi hiç bulaşmayayım da ben bir çaresini bulurum kendimle başa çıkmanın. Bahadır’ın kendiyle başa çıkma yöntemi de belliydi, derde düştüğü zaman 2 büyük kitap, 1 küçük şiir içerdi sigarasıyla birlikte. O zamanlarda keyfine diyecek olmazdı. İşte Bahadır Eflah, kaldığı küçük apartman dairesinde her gün aynı şeyleri yaşayan ama hiçbir zaman aynı şeyleri düşünemeyen böyle sıradan bir adamdı. Ya da bizim gibilerin ağzıyla söylemek gerekirse, sıradışı.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder